AMERICAN HISTORY X: Irkçılığın Beyaz Rengi


Kerem Nadir ÖZCAN

instagram.com/keremnadirozcan

twitter.com/keremnadirozcan




Tony Kaye, filmdeki sahnelerle Hollywood kalıplarının dışına çıkmıştır. Derek karakterine can veren Edward Norton ise başarılı bir performans sergileyerek hafızalara kazınmıştır. Karakterin gerçek bir kişiden, Frank Meeink’ten esinlenilerek yazıldığını eklemekte de fayda var.


Tony Kaye, filmin hem yönetmenliğini hem de görüntü yönetmenliğini üstlenmiş. “American History X” Tony Kaye’in ilk uzun metrajlı filmi. Filmin büyük bir kısmını kaplayan flashback sahnelerde siyah beyaz renkleri tercih tam isabet olmuş. Açılış sahnesi dalgaların ve çöken karanlığın filme girişimizle birlikte iç parçalayıcı durumların olacağının habercisi:


Los Angeles, Venice Beach sahillerindeyiz. Dalgalar kıyıya vurmakta, kurşuni gökyüzü kararmakta. Venice Beach evlerinin üzerine çöken karanlık… Bir taraftan görüntünün üzerine düşen jenerik. Etkileyici müzik… Film böyle başlamakta.


Bir Nazi çetesi lideri olan, başkahraman Derek Vinyard ile başlayan hikâyeye hizmet eden yan karakterlerin en önemlisi kardeşi Dany Vinyard. Amerikan History X, Dany’in okul ödevi. Ödevinin konusu ise abisidir. Bu ödevi ona veren kişi ise bir siyahi olan okul müdürü Sweeney’dir. Aynı zamanda, Derek’in de eski okul müdürüdür. Dany, abisinin yolunda gitmek isteyen Nazi özentisi bir çocuktur; dazlak kafası, siyahlara karşı düşmanlığıyla okulunda da hafızalarda yer etmiştir. Okul müdürü Sweeney olgun ve karakterli biridir. Dany’yi Hitler’in Kavgam kitabı hakkındaki ödevinden ötürü dışlamamış, öğrencisine yeni bir ödev vererek üç yıldır hapiste olan abisini anlatmasını istemiştir. Aynı zamanda Dany için endişelenmektedir, abisinin başına gelenlerin Dany’nin başına gelmesinden korkmaktadır.



İtfaiyeci olan babaları, yangın için gittiği bir siyahi mahallesinde uyuşturucu satıcısı iki zenci tarafından öldürülmüştür. Derek’in ırkçı iç güdülerinin güçlenip doruğa çıkması ve intikam arzusu bu olaya dayandırılmıştır. İşin özünde zaten Derek ve Dany’in babalarının azınlıklara verilen haklar konusunda, siyahiler, göçmenler konusunda sonraki sahnelerde göreceğimiz faşist söylemleri etkilidir. Baba, Derek’le konuşmalarında okul müdürü Sweeney’in öğrencilere siyahi köleleri anlatan romanlar okutmasını sert bir dille eleştirmiştir zaten.[1] Derek o günlerde, yeni yetme bir gençtir. Ulusalcı, tahammülsüz Amerikan aile yapısı filmdeki kahvaltı sahnesinde ortaya konur.


Derek’e kini olan üç siyahinin araba sahnesiyle devam eder akış. Üç yıl öncesi olduğu için görüntü siyah beyazdır yine. Adamlar, kapı önünde duran Derek’in babasından kalan kamyonetini camını kırıp, çalmaya çalışırlar.


Derek, Nazi bayraklarıyla, gamalı haçlar, Hitler fotoğraflarıyla dolu odasında yatağındadır. Kendisi gibi bir fanatik, ırkçı, siyahi düşmanı olan kız arkadaşıyla hayvanca ilişkiye girmektedir. Bu sahneyi irdelediğimizde, bağlantı noktalarını kurmak da yarar var. Bir yemek gerçekleşmiştir o gecenin akşamında, bu yemekte annesinin eş adayı, Yahudi olan Murray vardır. Öfkenin ve şiddetin dışa vurumu cinsellik temasıyla bağlantılıdır.


Filmin en etkileyici sahnesi ise şudur: Derek, kardeşi Dany’in uyarısıyla dışarıya fırlar. Çıplaktır, silahlıdır ve kaslı vücudunun sağ tarafında büyük Nazi sembolü gamalı haç dövmesi vardır. Slow motion geçişler ve yakın planlarla heyecan ve etkileyicilik artar. Derek, siyahilerin ikisini silahıyla öldürür. Son kalan siyahi ise kaldırım kenarındadır. Bu sahne sinema tarihinin en çarpıcı şiddet sahnelerinden biridir. Sahnede genel plan tercih edilerek gerçekçiliği vurgulanmıştır. Derek siyahi gencin ağzını açtırır ve dişlerini kaldırama dayar, adamın kafasını kaldırımda ezer. Tony Kaye, bu sahneyle Hollywood kalıplarının dışına çıkmıştır. Derek karakterine can veren Edward Norton ise başarılı bir performans sergileyerek hafızalara bu sahneyle kazınmıştır. Rolü için on beş kilogram kas yaptığı da detay bilgilerden. Karakterin gerçek bir kişiden, Frank Meeink’ten esinlenilerek yazıldığını eklemekte de fayda var.



Sonraki sahnede polisler gelir. Derek, silahını yere bırakır. Yere çömelirken yüzündeki ve gözlerindeki mutluluk, zafer, canilik karışımı ifadeler dikkat çeker. Yakın planla gamalı haç dövmesi, dazlak kafası, kaslı vücuduyla bir Nazi subayı gibi gülümsemektedir. Polisler kelepçe takmaya geldiklerinde o bakış kendini caniliğe daha da fazla bırakır, parlamaktadır gözleri.


Derek’in lideri olduğu, Venice Beach’teki beyazları örgütleyen kişi Cameron’dur. Arka planda kalmayı tercih eden, suya sabuna karışmadan çete üyelerini kışkırtarak onları kullanan kişidir. Siyahilerle yapılan basketbol maçı sahnesinde, bentçe görürüz Cameron’ı ilk olarak. Cameron Alexander, gerçekte Güney California’da yaşayan ırkçı bir grup olan Beyaz Aryan Direnişi’nin (WAR) önderi Tom Metzger’dir. Derek, Cameron’ın prensidir. Cameron’ı ikinci olarak gördüğümüz sahne, Derek’in Korelilerin işletip, göçmenleri çalıştırdığı marketin yağmalanmadan öncesidir. Araba içinde konuşurlar, Cameron, Derek’e talimatlar verir, Derek onunda kendisiyle gelip gelmeyeceğini sorar, Cameron sicilini temiz tutmaktadır, yağmalamaya gelmez markete…


Okul müdürü Sweeney, polis merkezine çağrıldığında. Üç yıl sonrasına geliriz yine. Filmde üç yıl öncesi siyah beyaz, üç yıl sonrası yani Derek’in hapisten çıktığı, değişim geçirdiği bölümler renklidir. Polis merkezinde, Derek’in dışarı çıkacağı bilgisi verilir seyirciye.

Filmin en önemli sahnelerinin başında gelen Derek’in aile yemeği sahnesidir. Aile fertleri masadadır. Yine üç yıl öncesi, Derek’in ırkçı düşüncelerinin doruklarında olduğu zamanlar. Kamyoneti çalmaya çalışan zencileri öldürmeden önceki gecenin akşamı. Derek’in annesinin erkek arkadaşı olan Yahudi Murray da ordadır. Derek’in aynı zamanda ırkçı gruptan olan sevgilisi Stacey yanındadır. Erkek kardeşi Dany ve büyük kız kardeşi de. Kız kardeşi üniversiteye girmeye çalışmaktadır. Derek’in görüşlerini asla kabul etmektedir. Annesi ise Derek için üzülmektedir. Yemekte Derek ve Murray arasında azınlıklar, yoksulluk yardımı, göçmenler, siyahlar üzerine diyaloglar geçer. Konu araba çalıp, polislerden kaçarken öldürülen bir siyahi olan Rodney King’e gelir. Derek suçlunun Rodney olduğunu polislerin haklı olduğunu savunur. Murray ise ona katılmaz. Kız kardeşi de Derek’in haksız olduğunu söyler. Derek’in sevgilisi ise erkek arkadaşını destekler. Dany olanları izlemektedir. Tartışmanın şiddeti artar. Anne de tıpkı Dany gibi olanları büyük derecede üzüntüyle izlemektedir. Derek’in kız arkadaşı, ırkçı söylemlerde bulunur. Kız kardeş karşı çıkar. Derek, kız arkadaşından özür dilemesini ister. Kardeşi kabul etmez. Derek kardeşinin saçından tutar ve ağzına tabaktaki yemekleri zorla sokar. Murray’e tehditlerde bulunur, Yahudi olduğu için ona hakaret eder. Anne fenalaşır. Masadaki diyaloglarda, siyah karşıtı ünlü örgüt K. K. K. (“Ku Klux Klan”) adının geçmesi de dikkate değerdir.


Derek’in değişimi hapisteki yaşadıklarıyla gerçekleşmiştir. Hapiste, iki grup vardır siyahlar (bu grubun içinde Meksikalılar ve diğer azınlıklarda vardır) ve beyazlar. Beyaz grubun birçoğu Nazi dövmeli Hitler sempatizanı adamlardan oluşmaktadır. Derek, yalnızdır. Zencilerin gözü üzerindedir, açığını aramaktadırlar. Yerini belli etmek için, hapishanenin avlusunda, spor aletlerinin bulunduğu yerde, iki grubun da olduğu bir gün, tişörtünü çıkarıp gamalı haç dövmesini göstere göstere spor yapar. Beyaz grup Derek’i fark eder. Yemekhanede yanlarına çağırırlar. Onlarla arkadaş olur. Bir yıl kadar her şey yolunda giderken, gruptan bir arkadaşının, diğer gruptan Meksikalı birinden uyuşturucu alıp beyazlara sattığına şahit olur. Bu yıllardır içinde bulunduğu ve benimsediği düşüncelere aykırı bir durumdur. Bu durumu kabullenemez bir beyaz asla böyle bir şeye kalkışamaz. Kabullendiği, taptığı kutsal değerlere aykırıdır bu durum. Gruptan ayrılır. Bu durumu iyi karşılamayan grup elemanları Derek’e tuzak kurar ve duşta tecavüz ederler. Bu sahne filmde çarpıcılığın, şiddetin doruğa çıktığı en önemli ikinci sahnedir.



Tecavüze uğradıktan sonra Derek revirdedir. Eski müdür Sweeney onu ziyarete gelir. Derek ağlar. Sweney, Dany için endişelendiğini söyler. Dany ırkçı söylemlerine devam etmektedir, Cameron’ın yanındadır hep. Derek elinden bir şey gelmediğini, kendisinin sorumluluğunda olamadığını söyler, Sweeney Derek’i hapishaneden çıkaracağını ifade eder ve eski gibi olmayacağına söz vermesini ister. Bu sahnede Sweeney’in “Yaptıkların sana daha iyi bir yaşam sundu mu?” cümlesi vurgulanır. Dany’in revirin yatağında pişmanca yattığını görürüz…


Filmin hapishane sürecinde gerçekleşen olaylara gelirsek, Derek dışarı çıktığında değişiminin sebeplerini gösterir. Çıktıktan sonra, içinde bulunduğu gruba artık eskisi gibi bakmamaktadır. Hapisten çıktıktan sonra kız arkadaşıyla görüşme sahnesinde, sevgilisine insani bağlamda davranışlarının değişmediğini ama düşünce anlamında onu uyardığını izleriz. Cameron’ın çeteninin üssü olarak kullandığı mekânda onun şerefine verilen partide de bu tepkisini ortaya koyar. Kardeşi Dany’yi o dazlakların arasında kurtarmak, ona doğru yolu göstermek, kendisinin yaptığı hataları yapmaması için mücadele vermektedir artık. Dany için abisi bir peygamberdir. Cameron ise Dany için de diğer örgüt üyeleri içinde bir ilahtır. Şerefine verilen partiye de gitmemesi için ikazda bulunmuştur Derek kardeşine. Cameron’la da yüzleşir Derek. Cameron güçlendiklerini planları olduğunu söyler ama Derek heba olan hayatının hesabını sorar. Cameron’ı hırpalar ve kaçar. Sevgilisi de, yakın arkadaşı Seth de ona karşıdır artık. Hatta Seth vurmaya kalkar onu partiden kaçarken…

Beyni yıkanmış birçok beyaz görürüz. Duvarda asılı Hitler posteri ve sert müziklerle kalabalık bir ortam vardır. Dazlak kafalı birçok genç. Ruhunu şeytana satmış Cameron’ın oyuncaklarıdır.


Derek’in hapishanedeki en fazla vakit geçirdiği kişi çamaşırhanede birlikte çalışmak zorunda olduğu televizyon hırsızı siyahi Lamont’dır. Başta hiç muhatap olmasa da Lamont şakalarıyla, sıcak davranışlarıyla Derek’in kendisine zamanla ısınmasına sağlar. Lamont’ın K. K. K. taklidi de enfestir. Kafasına çarşaf geçirerek, “Şimdi dinleyin zencilerden nefret edeceğiz. Bugün yapacağımız tek iş zencilerden nefret edeceğiz. Tüm gün zencilerden nefret edeceğiz. Zenci nedir bilmiyorum ama onlardan yine de nefret ediyorum.” der.

Derek’in kırılma noktası bu diyaloglarla başlar ve sonrasında Derek içeriye neden girdiğini sorduğunda Lamont televizyon çalarken yakalandığını ve altı yıl hüküm giydiğini söyler. Bu denli büyük bir cezaya sebepse kendisini yakalayan polislerden birisinin ayağına televizyonu düşürmesidir. Derek’in mimiklerinden bu cezayı onaylamadığını görürüz. Üstelik, Derek’i siyahi grubun hedefinden kurtaran da Lamont olacaktır. İlk defa bir zenciyle dost olmuştur böylece. Hapishaneden çıkarken Lamont ile olan duygusal diyaloglarından da bunu anlarız.



Derek, hapishanede yaşadıklarını Dany’ye anlattıktan sonra onun da bakış açısının değiştiğini görürüz. Zaten Dany, annesiyle kız kardeşiyle ve ablasıyla baş başa kalıp ilgilenmekle yükümlü olduğu için değişime açık bir gençtir. Pek çok ölüme de şahit olmuştur...


Derek’in banyo aynasında göğsündeki gamalı haç dövmesine bakıp, eliyle kapattığı sahne unutulmazdır. Yüzünde buruk bir ifade, pişmanlık… Kalıcı hasarlar dövme kadar, derindedir ve geçmesi zaman alacaktır. Bu sahne, Derek’in değişimini tamamladığını gösteren ırkçılıktan tamamen arındığını sembolize eden bir sahnedir. Bir başka dikkat çeken sahne ise Derek’in kız kardeşini yatırdığı sahnedir. Kardeşini yatağına yatırır ve ayağı kopmuş oyuncak ayıyı koynuna verir, kopuk bacağı da yastığının altına koyar. Neo-Naziler tıpkı öncülleri gibi, engelli insanları yok etmeyi amaçlamışlardır. Derek, eskiden olsa oyuncak ayıyı çöpe atacak biriyken ayıya şefkatle yaklaşmıştır. Ayrıca, bu sahnede yara almış Amerikan aile yapısını görmek de mümkündür.


Bir zaman sonra Derek ve Dany, odalarının duvarlarındaki bütün Nazi bayraklarını, fotoğraflarını, Hitler özentisi afişleri indirirler. Bu zaman zarfında Dany, ödevini bitirmiş olarak okul müdürüne sunacaktır. Derek de onun yanındadır. Ancak Dany okulda siyahi gençlerle hep sorun yaşamıştır, onun açığını aramaktadırlar. Zaten filmin başlarında tuvalette üç siyah gençle sürtüşme yaşamıştır, beyaz bir genci döverlerken müdahale etmiştir. Mekân şimdi yine tuvalettir. Dany, pisuvara yönelir. Karşısına bir anda çıkan siyahi bir genç silahını ateşler ve Dany’i vurur. Siyahi gencin yüzüne kanlar sıçrar. Dany kanlar içinde yerdedir. Derek haberi aldığında polis engelini, okul müdürü Sweeney’i aşarak kanlar içindeki kardeşini kucağına alır ve haykırarak ağlar.




Filmin son sahnesi deniz görüntüsüyle ve Dany’nin ödevinin son kısmını okumasıyla biter. Her taraf kızıllaşmıştır, dalgalar kızıldır. Kötülük, kan, öfke galip gelmiştir. “Hayat sürekli kızgın yaşanmayacak kadar kısadır.” cümlesini işitiriz. Dany’nin ödevinin son kısmı ise şöyledir:


“Biz düşman değiliz, dostuz. Düşman olmamalıyız. Hırslarımız bizi zorlayabilir ama yürek bağlarımızı koparamayız. Hafızamızın gizemli yolları tekrar aşıldığında canlanacak ve tabiatımızın iyi yönlerinin yanında olacaktır.”


Bu sözler Abraham Lincoln’ün 4 Mart 1891’deki başkanlık yemin töreni konuşmasında geçmektedir…


American History X’in konusu güncelliğini korumaktadır. Filmin gösterime girdiği dönem, Amerika’da tarihi boyunca yaşanan olayların benzerleri yaşanıyordu. Günümüzde de aynı olaylar yaşanmakta. Amerikan tarihi ırkçılıktan arınamamıştır hâlâ…


Filmin senaryosu Hollywood senaryo tekniğinde olduğu gibi, seyirlik, karakter değişimi, dramatik yapıya hizmet eden sahneler, bol diyalog, yükselen ve düşen tempo, ana karaktere hizmet eden yan karakterlerle örülüdür. Gerilim unsurları da eklenerek gişe seyircisinin taleplerine hizmet edilmiş. Ancak, anlatım dili olarak ve isabetli görüntü tercihleriyle, ayrıca Tony Kaye’in endüstriyel sinema düşüncesinin ötesinde, bağımsız sinema kodlarına yaklaşması ve ırkçılığa iki farklı pencereden bakması filmi ayırt edici kılmıştır. Hollywood sinemasındaki klişelerden pek azına yer vermiştir. Kameranın karakterle birlikte yol alması ve çarpıcı gerçeklik duygusuyla seyirciyi içine alan bir film ortaya koymuştur.

[1] Filmde adı geçen roman ‘’Kara Çocuk’’ kendisi de bir siyahi olan Richard Wright’a aittir, roman 1945 yılında yayımlanmıştır. Amerikan zencilerini anlatan en önemli romanlardan birisidir.

Yapım yılı: 1998

Yönetmen: Tony Kaye

Senaryo: David McKenna

Görüntü Yönetmeni: Tony Kaye

Müzik: Anne Dudley

Oyuncular: Edward Norton (Derek Vinyard) Edward Furlong (Dany Vinyard) Jennifer Lien(Davina Vinyard) Fairuza Balk (Stacey) Elliott Gould (Murray) Avery Brooks (Dr. Bob Sweeney) Stacy Keach (Cameron Alexander) Guy Torry (Lamont)

  • Instagram

İletişim: matkapdergisi@gmail.com

Instagram: @matkapdergi

Twitter: @MatkapDergi

Facebook: DergiMatkap