Bir Adım Daha: “Benden’iz James Joyce”


M. Utku YEŞİLÖZ

instagram.com/ummanzmhkmtrn

twitter.com/ummanzmhkmtrn




Yazıları ve çevirileri ile tanıdığımız Fuat Sevimay’ın yine çevirmeni olduğu James Joyce üzerine kurguladığı ve bizleri yıllar öncesine götüren yeni romanı “Benden’iz James Joyce”, İthaki Yayınları’nca yayımlandı. Kitap, yazarın aynı zamanda dördüncü romanı. “Aynalı”, “Kapalıçarşı” ve “Anarşık” romanları sonrası “Benden’iz James Joyce” ile okuruna tekrar merhaba diyen Sevimay, Joyce ile kurduğu güçlü bağı, kendisinden “iz”ler bırakarak ona İstanbul’da yeniden hayat vermesiyle bir adım daha öteye varır.

“Salkım saçak dağılmış, altmış yaşlarında, kır saçı soluk tenine yoldaş bir âdem, elinde sıkı sıkıya kavradığı yeşil kapaklı kitabı ve dişbudak asasıyla, aksıra tıksıra merdivenlerden yukarı koşturdu. Kemerli taş kapıdan geçip Galata Kulesi’nin külah çatısının altındaki seyir balkonunda belirdi. Semadan düşercesine.” (s.9)


Fuat Sevimay’ın semadan düşercesine olmadığını düşündüğümüz bu romanı, elbette çeviri kanalıyla Joyce’un duygu ve düşünce dünyasına vakıf olması ve dahası Türkçe ile buluşturduğu yazara özel bir değer atfetmesinin ürünü. Bu düşünceyi “çevrilemez” sayılan, sadece altı dile çevrilebilen Joyce’un “Finnegan Uyanması”nı dilimize kazandırmasıyla da destekleyebiliriz.


Roman, Joyce’un Galata Kulesi’nde belirmesiyle başlar. Bu, sıkı bir Joyce okurunun aklına elbette Ulysses’i getirir. Zira onun ilk bölümü de Martello Kulesi’nde başlamakta. Hazır bölüm demişken; roman 18 bölüm, tıpkı Ulysses gibi. Bölümler, tarih ve yer bildirilerek okura fark ettirilirken hemen hemen tüm bölümlerin girişinde bahsi geçen yerler küçük bir harita çizimi ile okurun mekânları gözünde canlandırmasına katkı sunulur. Sokaklar arası geçen bu yolculuk bize yine Ulysses’i işaret eder.


Bir diğer güzel detay da şu, Ulysses sonrası 16 Haziran, Joyceseverlerce Bloom Günü (Bloomsday) olarak adlandırılır. Bu gün kitaptaki olayların geçtiği gündür. Benden’iz James Joyce’a döndüğümüz vakitse romanın 16 Haziran 2013 tarihinde başladığını görür ve böylece bir üst kurmacayla karşı karşıya olduğumuzu daha ilk anlarda duyarız. Esasında romanda başat olarak verilmek istenen Joyce’un “okunması zor bir isim” olduğu algısının yıkılmak istenmesi. Planlanarak esere yerleştirilen bu değişiklik istenciyle o yıllarda ülkedeki algı değişimine göndermede bulunulsa da romana konu olan tarihe dönük başka bir okuma yapılabilir. Yazar için 2013 tarihinin “Eleştiri ve Deneme Yazıları”yla başlayan bir James Joyce yolculuğu olduğunu hatırlatıp kurguya yardımcı olan tarihin seçiminde bu hususun göz önünde bulundurulma ihtimalini not düşmeli.


Zamanın ve mekânın içinde okuru yolculuğa çıkaran Sevimay, hem yazınsal hem de siyasi meseleleri işleyerek romanı katmanlı bir yapıya bürür. Genel olarak büyülü gerçekçi yapısının yanı sıra kitaptaki çevirmenin kendi nezdinde bütün çevirmenleri temsil ettiği varsayımı, çevirmenle yazar ya da çevirmenle o yazarın eserleri arasındaki kuvvetli bağı birer okur olarak sezmemiz adına ciddi bir tutum olarak karşımıza çıkar.


“… metni ben Biauthoraphy diye yeni bir türe sokmak isterim. Türkçesiyle Çifteyazar.” (s.503)

Hem James Joyce hem de çevirmenin sesini duyduğumuz bu anlatıda birçok yazara ev sahipliği yapılır. Üstelik okur kimliğinin kendine yer bulduğu görülür. Buradan bakıldığında kitaptaki “isimler tablosu”nun zengin olduğu muhakkak. Okuma esnasında yazarların ve onlarla ilişik söylemlerin karşımıza çıkması kitaba keyifli bir kapı aralar. Ayrıca yazarca toplumsal alanla sanat alanının birleşimi bu zenginlikle sağlanır.


Her şeyden öte, öznenin “Ulysses”, “Dublinliler”, “Sanatçının Gençlik Portresi” ve “ Finnegan Uyanması”yla romana taşındığı “Benden’iz James Joyce”, Joyce’un sanat algısını yorumlama ve metinlerine dönük eleştiri geliştirme ihtiyacına cevap verecek çoksesli, zihinler arası yolculuk yaptıran mizahi bir eser.


“Sonsöz” başlığı altında “Tanrı Okur” sıfatıyla ses eder Sevimay; edebiyattaki tür ayrımlarını çoktandır geride bıraktığımız, türlerin iç içe geçip okuru zenginleştirdiği, onda farklı perspektifler yarattığı şu zamanda bir yenilik olarak Benden’iz James Joyce’u görürüz. Ne biyografi ne de tam manasıyla kurgu diyebileceğimiz bir eser, o. Üst tür olarak evet, kendine roman türünde yer ayrılır ancak alışılageldik roman tekniklerinin kullanılmadığı da okurunun gözünden kaçmamalı.



“Benden’iz James Joyce”

Fuat Sevimay

İthaki Yayınları

512 s.

42 TL

Instagram

Matkap'a Katıl