Hagop Ayvaz’ın Cennetine Davet: Kulis


Müge GÜLMEZ

gulmezmuge@gmail.com

instagram.com/mugegulmez





Yapı Kredi Kültür Sanat’ta 21 Şubat 2021 tarihine kadar açık olacak olan “Kulis, Bir Tiyatro Belleği, Hagop Ayvaz” sergisinin kataloğu İngilizce ve Türkçe olarak tek kitap halinde Yapı Kredi Yayınları tarafından Aralık 2020’de yayımlandı. Kataloğun içinde küratör ekibin sunuş yazısı ile birlikte Esen Çamurdan, Dikmen Gürün, Nesim Ovayda İzrail, Karin Karakaşlı’nın Hagop Ayvaz ile anıları ve “Kulis” arşivine dair bilgiler içeren makaleleri, Berç Noradukyan ile Boğos Çalgıcıoğlu’nun Hagop Ayvaz ile yaptıkları söyleşi ve Banu Atça’nın yazmış olduğu Hagop Ayvaz biyografisi bulunuyor.



Yazarlar öncelikle bu sergi ile 19. yüzyıl ortalarından 21. Yüzyıla kadar uzanan 150 yıllık bir dönem arşivine tanık olacağımızın altını çiziyor. Küratöryal ekip sunuş yazısında “Hagop Ayvaz, gençliğinden itibaren topladığı kitaplar, dergiler, belgeler, afişler, fotoğraflarla dolu çalışma odasını ‘cennetim’ olarak nitelendiriyordu; arşivi, onun için adeta bir yeryüzü cenneti olmuştu.” (s.8) diyerek okuru onun cennetine davet ediyor. Ayvaz’ın cenneti toplumsal bellek, tiyatro ve arşivcilik arasındaki güçlü bağı gözler önüne sererken tiyatro tarihindeki kültürel bir değişime de tanıklık etme olanağı sağlıyor.


Sunuş bölümünde bahsedildiği gibi bu arşiv, Türkiye’nin tiyatro tarihine çoğulcu bir perspektiften yeniden bakmamızı sağlayacak nitelikte çünkü “kültür ve sanatın toplumların bir arada yaşama kültürlerindeki yerini ve önemini inançla kurulan, emek, özveri ve dayanışmayla var olan ‘kulis’lerini hatırlamayı öneriyor.” Dikmen Gürün ise bu çok kültürlülüğe ve bunun dönüşümüne şu şekilde vurgu yapıyor:


“Hagop Ayvaz’ın bellek kumbarasından önümüze dökülenler bize öyle çok şey anlatıyorlar ki... Direklerarası’nda tiyatro ruhu, tuluat oyuncuları, melodram furyası, Hristiyan ve Müslüman oyuncuların birlikte sahneye çıkmaları, çok dilli repertuar, Darülbedayi’nin açılışı ve Ermeni oyuncuların sessiz sedasız çekilmeleri...” (s. 14)


Nesim Ovayda İzrail 2017 yılında Hrant Dink Vakfında tüm Hagop Ayvaz arşivini incelediğinde Kulis’in sadece Ermeni toplumunun tiyatro dergisi olmadığı, aksine Ayvaz’ın çeşitli ülke ve şehirlerde farklı tiyatrolara giderek topladığı belgelerin ve fotoğrafların çok daha geniş bir kesimi kapsadığına dikkat çekiyor. Arşivde gazete kupürleri, Avrupa ve Amerika’daki kültür sanat faaliyetlerine dair belgeler, tiyatro metinleri ve kültür-sanat yazıları bulunduğunu aktarıyor.


“Kulis” sözcüğüne yapılan vurgu Ayvaz’ın bu kelimeye olan bağlılığından ve 50 yıl boyunca aralıksız çıkan dergisinin adının da bu isim olmasından ileri geliyor. Esen Çamurdan bu kelimenin önemini şu sözlerle ifade ediyor:


“Ancak bizim için sözcüğün daha derin ve boyutlu anlamı var: Önde görülenin ardında yatanı, görüleni hazırlayan görülmeyen yeri/yanı çağrıştırır kulis, tiyatroca söylersek sahne arkasını. Aslında Hagop Ayvaz’ın arşivini irdelerken bir yerde onun kulisine girmiş oluyoruz, biriktirdiklerini inceliyoruz, görünür kılmak istediklerimizi ayıklıyoruz. Kulis dergisinin kulisine sızıyoruz.” (s. 11)


“Kulis” dergisi kapandıktan sonra Agos Gazetesi’nde yazmaya başlayan Ayvaz’ın gazeteye koyduğu bazı fotoğraflar için “fotoğrafların altına Kulis arşivinden yazmayı ihmal etmeyin. Bari derginin ismi böylece yaşasın...” (s. 34) dediğini de Karin Karakaşlı’dan öğreniyoruz.


Çamurdan bu arşivin sergilenme amacının sadece turistik, nostaljik ve folklorik ögeler sunmak olmadığını; bir arşivin “yalnızca biriktirilenin toplandığı bir kumbara değil, toplumsal kimliklerin biçimlenmesi sürecinde güçlü etkiye sahip toplumsal ve kültürel” bir miras olduğunu vurguluyor çünkü kişisel ve toplumsal olanın büyükçe bir kesişim kümesi var aslında. Karin Karakaşlı’nın deyimi ile bir arşivci “hatırlayayaşayan” bir insandır çünkü aslında biriktirdiği şey kendi hayatıdır ve kendi hayatındandır. (s. 42)

Osmanlıca, Ermenice ve Türkçe olmak üzere 113 kitaplık bir arşivle birlikte röportajlar, köşe yazıları, anılar, fotoğraflar, 50 yıl aralıksız çıkan Kulis dergisi, yine üç dilde kaleme alınmış defterler, çeviri eserler, 83 adet defterden oluşan el yazması piyes koleksiyonu ile karikatürler dönemin tarihsel akışı ve anlam bütünlüğü içinde bir araya getirilmiş. Bugünün seyircisinin bu arşivi kendi vizyonundan değerlendirip o anlam bütünlüğünü yeniden üreteceği devingen bir ilişki biçimi doğuracağına ve yaşatacağına işaret ediyor Çamurdan.


Çamurdan, arşivde o dönemlerde farklı bir kent – tiyatro ilişkisinin yazlık tiyatrolar, tiyatro bahçeleri ve “yaz seyircisi” konsepti ile birlikte gözler önüne serildiğini söylüyor ve ekliyor: “Tiyatro ve sinema salonlarıyla, çeşitli etkinlikleriyle, nitelikli seyircisiyle önemli bir Ermeni kültür merkezi olan Pangaltı’nın alışveriş ve otel bölgesine dönüşümü ise dünden bugüne değişen değerlerin dramatik bir göstergesi olarak karşımıza çıktı.” (s. 15) Dönüştürülen eski tiyatrolar, kendi işlevi dışında kullanılan, önünde hiçbir tabela veya işaret olmayan hanlara ve iş merkezlerine çevrilen tiyatro binaları toplumsal bellek, kimlik ve mekân bağlamını zedeleyen dönüşümler olarak karşımıza çıkıyor bugün. Dikmen Gürün’ün Hagop Ayvaz ile yaptığı bir söyleşide bu dönüşüm tüm açıklığıyla Ayvaz’ın ağzından aktarılıyor:


“1929’da bir lira gündelikle Şark Tiyatrosu’na girdim ve Narlıkapı Yazlık Tiyatrosu’nda oynamaya başladım. O zaman yazlık tiyatrolar vardı ve biz semt semt dolaşırdık Üsküdar, Beykoz, Anadoluhisarı, Kadıköy... Hatta bugünkü Taksim Parkı’nın olduğu köşede Eldorado Tiyatrosu bulunurdu. Darülbedayi, Raşit Rıza Tiyatrosu, orada temsiller verirdi yaz aylarında ve burası her gece dolardı. Eskiden tiyatro sevgisi daha başkaydı, daha yürektendi.” (s. 19)


“Kulis” dergisi 1996’da maddi sıkıntılarla kapanmış. Derginin kesintisiz çıktığı 50 yılı ise “Günde iki paket sigara yerine daha az içsem şu kadar eder, yol parası vermesem bu kadar eder diye, sürekli hesap yapardım. Bu dergiyi böyle yaşattım ben” diye anlatıyor Ayvaz. (s. 17)


1950’lerde Halep, Beyrut, Kahire, İskenderiye, Kahire, Bağdat, Atina, Sofya, Erivan ve Tahran’a giderek hem “Kulis” dergisinin yayılmasını hem de maddi olarak derginin ayakta kalmasını sağlamış. Kulis dergisi kapandıktan sonra Ayvaz, “Kulis” koleksiyonunu bir tiyatro müzesine bağışlamak istemiş ancak Türkiye’de sağlam temelli bir tiyatro müzesi olmadığından bu isteğini yerine getirememiş. Hrant Dink Vakfı Ayvaz’ın “Kulis” arşivine sahip çıkmış ve bugün bu arşivi sergileme şansı bulmuş. Sergi 21 Şubat 2021’e kadar hem Yapı Kredi Kültür Sanat’ta hem de Hrant Dink Vakfı internet sitesinden 3D sanal sergi turu olarak ziyarete açık olacak.



Kulis: Bir Tiyatro Belleği, Hagop Ayvaz

Kolektif

Yapı Kredi Yayınları

2020

172 s.