İlhan Durusel’den Otlar Çağırıyor: “Bir de deli gibi okuyanlar var...”


Burak AKBALIK

instagram.com/burakeka/







Okur olmak ve yazar olmak arasındaki bağ, şüphesiz kuvveti kolay kolay tükenmeyecek bir karşılıklılık içerir. Bir terazi gibi dengede tutulduğunda bu bağ hem okurluğun hem yazarlığın tadını çıkarabilmeyi, bunun yanında iki tarafın da birbirinden beslenmesini beraberinde getirir.



İlhan Durusel’in Otlar Çağırıyor kitabı, önsözünde editör Beyza Ertem’in de vurguladığı gibi, bir “denemeler toplamı”ndan fazlasına işaret ediyor. Dilsel ve türlerin uylaşımsal sınırlarının aşılmasının yanı sıra, görsel kullanımı okurun elindeki kitaba bir görsel deneme (visual essay) olarak bakmasını da sağlıyor. Durusel öykü, şiir, deneme, anlatı gibi edebiyatın birçok alanında kalem oynatmış bir isim ve Otlar Çağırıyor’da farklı türlerin melezleştiğini görüyoruz. Örneğin onun Öykü Gazetesi’nde yayımlanmış, Otlar Çağırıyor’un ilk basımında bulunmayan “yazı”larında ve daha önce Mesele’de yayımlanmış “Arkadaş, Arkadaşım’dır”, “yazı”sında oldukça şiirsel bir anlatım hâkim. “Yazı” şeklinde tırnak içinde belirtmemin sebebiyse herhangi bir sınıflandırma yapmaktan kaçınmaya çalıştığımdan, çünkü elimizdeki kitabı anlayabilmenin başlıca adımını türsel sınıflandırmalar ve uylaşımların sabitlenemezliğini anlayabilmek oluşturuyor. Durusel’in şiirsel anlatımı özellikle şairleri ele aldığı bölümlerde öne çıkıyor. Bir şair, başka şairleri nasıl aktarılabilirdi ki zaten?


Başlıkta değindiğim alıntıdan ve giriş paragrafından görüleceği üzere, Durusel’in on-on beş yıla yayılan metinlerinde okurluk ve yazarlık arasında göbekten bir bağ mevcut. Bunun en büyük nedenlerinden biri, İlhan Durusel’in bir öğretmen ve bir kütüphaneci oluşunda yatıyor. Kütüphanecilik hem içerdiği temalar, hem tarihsel gelişimi, hem de kitaplarla haşır neşir oluşundan dolayı Durusel’in metinlerinde izlere sahip.


“Bir de deli gibi okuyanlar var: Sayfaları kurşunkalemler, divitlerle süsleyip, notlarla dolduranlar. Biri vardı, dipnotları metinlerinin kendilerinden uzun; başka biri metinden çok not doldurmuş sayfaya. Onlar öyle okumasa bugün elimizde okunacak yeni bir şey olmazdı.” (s. 89).


Dolayısıyla Durusel’in kendi yaptığı “deli gibi okuyanlar” tanımına girdiğini söylemek mümkün. ABD kütüphanelerinde arattığı Türkçe kitaplardan yolları Türkiye’den de geçmiş bisikletle yolculuk yapan Thomas Gaskell Allen ve William Lewis Sachtleben’e kadar metinlerin neredeyse tamamı öncelikle bir okumanın, sonra yazmanın ürünü. Yani Durusel bu kitapları okumuş olmasaydı, elimizde okuyacak Otlar Çağırıyor da olmayacaktı. Bu sebeple Durusel’in yazıp çizdiklerinin, kurgu olsunlar ya da olmasınlar gerçekliğe, hayata, en önemlisi kendi yaşamına göndermeler barındırdığı açık.


Bununla birlikte kitabın yaratıcı kurgu-dışı (creative nonfiction) yazı biçimiyle doğrudan doğruya bir bağlantısı var. Yaratıcı kurgu-dışı ya da verfabula, en basit manasıyla olgulara dayalı olan ancak aynı zamanda edebi teknik ve stilleri de içinde barından bir biçimsellik içeriyor. Ayrıca her ne kadar kitapta denemenin okur açısından alışılagelmiş sınırları altüst edilmiş olsa da, daha derine indiğimizde, David Lazar’ın yaratıcı kurgu-dışı’yla alakalı bir makale derlemesinde yer alan makalesinde belirttiği gibi, deneme her zaman için sınıflandırmaya ve soylulaştırmaya (gentrification) karşı koymuştur.[1] Buradaki ilginç noktalardan biri, Durusel’in James Audubon’un Kuzey Amerika Kuşları kitabı hakkında kaleme aldığı 2007 tarihli yazıda bahsini ettiği Amerikan Flamingo’sunun, sözünü ettiğim derleme kitabın kapağında yer alması. Bu ufak tesadüfü fark edişim, Durusel’in metnini yaratıcı kurgu-dışı’yla beraber tekrardan okumaya itti beni ve kitabın tamamıyla hibritlik ve melezlik içerişine dair zihnimdeki vurguyu arttırdı.


Kitabın editörlerinin kaleme aldığı önsöz, insanların kurmacanın yapaylığından sıkıldığını, yazarların gerçekliği işin içine daha çok dahil ettiğini ve filizlenen yaratıcı kurgu-dışı’nın bu yeni hareketin öncüsü olduğunu söylüyorlar: “hibrit, yenilikçi, ve alışılmadık, yaratıcı kurgu-dışı günümüzün bulanık gerçekliğinin rakipsiz bir ifadesi.”.[2]




Bu perspektiften bakıldığında Otlar Çağırıyor Türkçe edebiyatta yeniliğin vaadi olarak okunabilir. Bu derinlikli perspektiften faydalandığımızda gerçek anlamda bir rakipsizlik söz konusu.


Metinler serbest çağrışımın akıntısında yüzebildiği gibi, güncel toplumsal ve kültürel olaylara da değinildiğini görüyoruz. Örneğin kütüphanecilikte, dolayısıyla okumakla ilgili yaşanan gelişmeler ve bunun yanı sıra “digital divide” (dijital bölünme) ya da “machine learning” (makine öğrenme) gibi konulara değinmeden geçmiyor Durusel. Metinler bu gibi gelişmeler için oldukça geniş bir tarihsel yelpazede yer almaları sebebiyle tarihsel bir anıt gibi de okunabilirler.


[1] David Lazar, “Queering The Essay”, Bending Genre: Essays On Creative Nonfiction, ed., Margot Singer and Nicole Walker, New York and London: Bloomsbury Academic, 2013, s. 16. [2] Margot Singer and Nicole Walker, “Introduction”, Bending Genre: Essays On Creative Nonfiction, ed., Margot Singer and Nicole Walker, New York and London: Bloomsbury Academic, 2013, s. 1.






Otlar Çağırıyor

İlhan Durusel

İthaki Yayınları

160 s.

2022