Moleküler Kızıl: Antroposen Çağının Teorisi


Batu BALTAOĞLU

twitter.com/batubaltaoglu

instagram.com/batu.baltaoglu






Moleküler Kızıl’daki düşünce ikamesi, kimyasal ölçekler olan molar ve moleküleri, kültürel ve algısal bir bakış açısıyla bağdaştırıp, hiyerarşik olanı, yatay sürekliliğe dönüştürme kabiliyetine sahip bir Marksist emek deneyimine entegre etmek ve daha ilginç, yapısal süreçlerin -kütlesel- olan molar değil, akış ve oluşlara dair moleküler düzeyde gerçekleştiğini anlatıyor.

Zamanın, bilginin, ve bizzat hayatın artığı olmaya başlayan siborg benlikler daha farklı biçimde nasıl örgütlenebilir?


Alternatif Marksist tahayüllerin, günümüze yansıyan faktörlerini tartışan Moleküler Kızıl, Donna Haraway ile feminist bakış açısında oluşan tahlillerin değişimi ve Marksizm’in yeniden değerlendirilmesi ve ivme kazanması için, geçtiğimiz yüzyılda yaşanan sosyalizm pratikleriyle beraber Bogdanov ve Platanov gibi daha öteki Bolşeviklerin fikirlerinin, günümüzde iklimbilim dahilinde de yeniden praksis olarak değerlendirilmesini görev edinmiş, aynı zamanda praksise moleküler ve molar olarak kurduğu bilimsel bir diyalektikle yaklaşan bir yazarın kitabı.


“A Hacker Manifesto” adlı felsefi manifestoyu da yazan McKenzie Wark’un 21. yüzyılı işçiler ve hacker’ların bakışaçısı ile nitelendirerek, kavramsal değişikliklere yönelik evrimsel süreci değerlendirdiğini söyleyebiliriz. Proletkült ve tektoloji kavramlarını kitabın sürecine yeniden dahil etmesi, ikame kavramı, molar ve moleküler bakış açısı, alçak teori, Antroposen metaforu, Lenin’in eleştirdiği ampiryonizm düşüncesi ve Karbon Kurtuluş Cephesi bunlardan birkaçı.


Bunlardan başka bir çok kavramı yeniden nitelendiren yazar, diyalektikle ilgili sınırların dilsel ilişkiler ile bağlantılı olduğu düşüncesi ile beraber asıl amacın yoldaşça bir emek bakış açısı ve pratiği kurmakla ilgili olduğuna değinirken, felsefe ve bilim ilişkisinde yöntemlerin farklılaşması üzerine kurulmuş, bir şeyin metafor ile anlaşılması için ikame ediminin uygulaması olan tektoloji ile pratiklerde yeniden bir başlangıç yapılmasını ve ampiryomonizmin de son gerekli felsefe olduğunu dile getiriyor. Bogdanov, Lenin’in eleştirdiği ampiryokritisizmi ve protobolşeviklerin Marx yorumunu birleştirerek, ilk önce ampiryomonizm felsefesini, ardından tektolojiyi ortaya atmıştır. Bogdanov, heterojen olmayan bir kolektif pratik alanı olarak deneyim fikrini öne sürer. Bu olay Bogdanov’un Proletkült hareketinin kurulmasına ve Lenin’den daha büyük entellektüel tekel haline gelmesine sebep olmuştur. Proletkült, tarih içerisinde, kültür, sanat ve bilimin proleterya tarafından ve proleterya için emek birliğine dayalı bir sistem olmaya çalışmıştır.


Moleküler Kızıl’daki düşünce ikamesi, kimyasal ölçekler olan molar ve moleküleri, kültürel ve algısal bir bakış açısıyla bağdaştırıp, hiyerarşik olanı, yatay sürekliliğe dönüştürme kabiliyetine sahip bir Marksist emek deneyimine entegre etmek ve daha ilginç, yapısal süreçlerin -kütlesel- olan molar değil, akış ve oluşlara dair moleküler düzeyde gerçekleştiğini anlatıyor. Emek ve doğa ilişkisinde birbirlerinin sınırını taşıyan bir kavramlar neticesi vardır. Tekniklerin somut emekte görüldüğü gibi, metaforik aktarımı da söz konusudur. Tektoloji burada süreç bağlamında paradigmaya dahil olur ama soyut bilişi devreye sokmayan bir pratik olarak mevcuttur. Küçük bir alıntı yaparsak, “Kızıl Yıldız”da bir Marslının, şaşkına dönmüş bir Dünyalıya açıkladığı gibi: “Mutlu mu? Barış içinde mi? Nereden çıkarıyorsunuz bunları? İnsanlarımızın arasında barış hüküm sürüyor, bu doğru, ama doğadaki düzensizlikle aramızda barış yok ve olamaz da.”


Antroposen derken, emeğin ruhuna geniş bir perspektiften bakan bir olgu görüyoruz. Antroposen çağı, jeolojik olarak gezegenimizin girdiği çağ. Girdiğimiz bu çağın nitelikleri kitap boyunca anlatılıyor.


Süreç içerisinde Bogdanov’un “Kızıl Yıldız”, Platanov’un “Çevengur” ve Robinson’un “Kızıl Mars, Yeşil Mars ve Mavi Mars” üçlemesine dayanan geleceğe dair tarihsel alegori ve metaforları da barındıran kitapta emek sürecinde deneyim farklılıkları yaşayan roman karakterlerinin hikayeleri ve fikirlerine de uzun bir şekilde değinilmiş. Bogdanov’un ortaya attığı tektoloji kavramıyla öznenesne ilişkisi ile ilgili deneyim evreninde sadece insanlar değil şeyler de yoldaş olur. Platanov’da, “Çevengur” romanında evrensel proleter olan Güneş gezegeni ile beraber, deneyim farklılıklarına rağmen yoldaşlık kavramının önemi ile ilgili bir vurgu vardır. Ama istikrarlı durumlar yine de geçici ve gelişigüzel örgütlenmeler yazara göre.


Kitap iki kısımdan oluşuyor. Birinci bölüm Emek ve Doğa, Sovyetler Birliği’nde geçiyor. Genel olarak Karbon Kurtuluş Cephesi olarak karşımıza çıkan bir kavram vurgulanmış. Karbon salınımını kendi amaçları için kullanan ve iklimi değiştirmede en büyük role sahip metaforik bir cephe. Karbon döngüsündeki dengesizliğin ana sebebi olan bu cephe, iklimdeki metabolik yarılmayı da kendi çerçevesinde gerçekleştiriyor. Ve çağımızın en büyük tehditlerinden biri olarak okuyucuya aktarılıyor. İstikrarsız bir doğanın emekle olan ilişkisi işlenirken, durumun yarattığı potansiyel meseleler masaya yatırılıyor.


İkinci kısım olan Bilim ve Ütopya Kaliforniya’da geçiyor ve Donna Haraway’in siborg kavramı üzerinde yaptığı araştırmalar anlatılıyor. Aynı zamanda Feyerabend’in Mahçı pratiklere olan yaklaşımı da özne-nesne ve bu ilişkiden doğan duyum kavramıyla , siborg kavramı inceleniyor. Feminist teori hakkındaki açılımlar bu bölümde yapılıyor. Siborg benlikler dışında dünyada oluşan canlı veya cansız bir çok kavramsal olgunun siborglaştığı ve benliklerimizin bu süreçle beraber devam edeceği konusu bir hayli ilgi çekici. Ve son olarak Kim Robinson’un metaütopya önerisi var. Robinson’un üçlemeden Kızıl Mars kitabındaki kurgu karakterlerinden Arkadi Bogdanov, Aleksandr Bogdanov’un soyundan gelen bir devrimci mühendis. Onunla beraber ilgi çekici birçok karakter var. Kitaptan okuduğumuza göre kesinlikle göz atılması gereken bir üçleme.


Sonuç olarak Moleküler Kızıl yeni bir bilgi teorisi örgütlemek için yazılmış, metaforlarla çok zenginleştirilmiş, nevi şahsına münhasır bir kitap. Emeğin örgütünün en yüce örgüt olduğunu gün be gün tekrarlarken, kitaptaki kavramların doğru anlaşılması için gerekli ek okumaların da yapılması gerekiyor. Yazarın bunun için Molecular Red : Reader diye bir okuma kılavuzu var. Kesinlikle okumadan önce göz atılmalı. Dünyanın bütün işleyişleri dağılın, dünyaya bir kazandıracağınız var diyerek ve herkesi makro ve mikrokozmik duygulanım işbirliğine davet ederek bitiriyorum.


Moleküler Kızıl-Antroposen Çağının Teorisi

Mckenzie Wark

Çev. Cemal Yardımcı

Metis Yayınları

328 s. 43,50 TL



Instagram

Bize Katılabilirsiniz!