The Age of the Common Man: Küçük Adamın Devri


Pınar ÇAKMAKLI

pinarcakmakli@hotmail.com

instagram.com/pnrckmkli

twitter.com/PinarCakmakkli








Wilhelm Reich, "Psikanalitik tüccar" dediği hükümet yandaşları araştırmalarına saldırdığında onlara “ruh vebası” adını vererek bu saldırının yalnızca yok etme girişimi değil “iftira yoluyla mahvetme” olduğunu “Dinle Küçük Adam” kitabı ile tarihsel bir seslenişle duyurmuştur.




“Bana gülen, siz sahte safçıklar!

Dünyayı yönettiğinizden beri, politikanızın besini ne? Asmak, kesmek…”


Charles de Coster, Till Ulenspiegel



Wilhelm Reich’ in deyimleşmiş “küçük adam”a seslenişi 1946 yazında Orgon Enstitüsü’nün arşivi için kaleme alınan ve yayımlanması düşünülmeyen bir manifestoydu. İnceleme yazıma başlamadan evvel “the age of the common man” söylemini kullanmam ülkedeki siyasi iklimin yansıması gibi düşünülmeli. Her ne kadar uç noktalarda konuşlanmış fikir figürleri gibi görünse de karşıdan bakana “Tüm devrimlere öfke refakat etmiştir. Öfke kişiyi illa körleştirmez. Aynı zamanda aktif ve geçicidir. Bunun karşısında nefret irin toplamaya devam eder. Öfke patladığında, kişinin hala düşünecek vakti olur – sine ira cum studio* – aksi halde kişi kolayca yozlaşabilen nefret tarafından kirletilecektir. Nefret öfkenin berraklığına dönüşmediğinde yoz bir duygudur. Nefret aklıselim duruşunu kaybeder” diyen Ernest Bloch, tam da bu kitabı tarif ediyor gibi.


“Seni hiç şöyle yakınırken işitmedim: -Beni, kendimin ve dünyamın gelecekteki efendisi olmaya teşvik ediyorsunuz. Ama bana, insanın nasıl kendi kendisinin efendisi olduğunu, söylemiyorsunuz, ayrıca bana, hangi yanlış yolda olduğumu, neyi yanlış yaptığımı söylemiyorsunuz. Egemenlerin, “küçük adam için iktidar” talep etmesine aldırmıyorsun. Oysa kendin dilsizsin. Seni temsil etsinler diye, egemenleri daha fazla iktidarla ya da acizleri kötü niyetle donatıyorsun. Her defasında aldatıldığının, çok geç farkına varıyorsun.” (sayfa 15-16)


Wilhelm Reich, 1897 yılında Galiçya’nın Dobrzcynica kentinde doğdu. Annesinin intiharına kadar evde eğitim aldı. Viyana Üniversitesinde tıp eğitimi alan bu adamın neden psikoanalitik, psikanaliz alanına yöneldiğini ise “Kaçma! Kendine bakmaya, cesaret göster!” sözü açıklar nitelikte. 1920 yılında Viyana Psikoanalitik Cemiyetine katılan Reich, 1928 yılında Viyana’da Seksüel Danışma ve Seksüel Araştırma Cemiyetinin bilimsel uzman yönetmeni oldu. Bir yandan Komütern ile, öte yandan Sigmund Freud mektebiyle tartışmaların ardından, 1938 yılında Komünist Partisinden ve Uluslararası Psikoanalitik Cemiyetinden atıldı. Amerika’ya göç ettikten sonra 1938-1940 yıllarında “Kozmik Enerji”yi keşfetti. "Psikanalitik tüccar" dediği hükümet yandaşları araştırmalarına saldırdığında onlara “ruh vebası” adını vererek bu saldırının yalnızca yok etme girişimi değil “iftira yoluyla mahvetme” olduğunu “Dinle Küçük Adam” kitabı ile tarihsel bir seslenişle duyurmuş oldu.


İçindeki küçük adama; “ Sen, Almanya, Avusturya, İskandinavya, İngiltere, Amerika’da, Filistin’de tanınan büyük bir adam oldun. Komünistler seninle mücadele ediyorlar. –Kültür değerlerinin kurtarıcıları- senden nefret ediyorlar. Öğrencilerin ama seni seviyorlar. Sağalttığın hastaların sana saygı duyuyorlar. Vebalılar seni kovuşturuyorlar. Sen, yaşamın sefaleti, küçük adamın sefaleti üzerine 12 kitap, 150 makale yazdın. Üniversitelerde ders verdin; diğer büyük yalnız adamlar, senin çok büyük bir adam olduğunu söylüyorlar. Bilim dünyasının dev kafalarıyla aynı sırada anılıyorsun. Sen, yüzyıllardan beri en büyük buluşu yaptın, çünkü kozmik yaşam enerjisini ve canlılığın yasalarını keşfettin. Kanseri anlaşılır kıldın. Doğruyu söylediğin için, seni ülkeden ülkeye kovdular. Artık dinlen! Başarılarınla, ününle gönen. Yakında, birkaç yıl içinde adın bütün ağızlarda dolaşacak. Yapacağını yaptın. Artık huzur bul! Kendini işlevsel doğa yasasına ver!” (sayfa 19-20)


Yukarıdaki sözleri ile vazgeçmeyi alışkanlık edinmiş, göz yummayı rahatsızlık vermemek saymış, rahatsızlık verecek olmanın bir tür hastalık sanıldığı toprak parçasının içinde kuralları kimin koyduğunu sormuş, anlattıkları ile örnek değil kendimizi ve kendimiz oluşurken bizi dönüştüren şeylere neden sessiz kaldığımızı sormakta. Sıradan insan olma yetisine bizi iten nesnel gücün dünyaya getirdiğimiz çocuğa ve onun çocuklarına aşılanan “ruhsal veba” şırıngaları olduğu sürece, rasyonel (ussal) bir yaşam kurmak tehlike altındadır diyen Reich; canlı varlığın, insanın, insanca yaşamaya teşne olanın kendi güvenliği ve gelişimi için savaştaysa ve o savaşta sertlik gerekiyorsa sert olmasının zamanının geldiğini duyuruyor. Umut, canlı varlıkça; iktidarda değil, insanca yaşamda kabul görmeyi talep eder. Ruhsal vebaya karşı üç sütun üzerinde durulması gerektiğinden bahseder.


Sevgi, emek ve bilgi.


Fikir özgürlüğünde eşit hak koşuluyla, sonuçta rasyonel (ussal) olan kazanacaktır. Bu en büyük umuttur.


Devrimci proletaryanın entelektüel uşağı dediği küçük adamlar; üst-hiyerarşi kabul edemeyecek kadar entelektüel olamadıklarını neden sormazlar? Generallerini kaidelerinin üstlerine neden koyarlar? “Homo normalis” kimdir? Rastlantıyla, yeteneksiz eğitimciler olanların açtığı ölçüsüz felaketlerden ne zaman bahsedeceğiz? Cinselliği doğru ele alabilmek için aşkın ne olduğunu bizzat yaşamak gerekmez mi? Kişisel özgürlüğü değil, milli özgürlüğü vaat edenler, sınırlandırılmış, kısaltılmış, budanmış ve çekidüzen verilmiş dehalar, bedensel temel duruşun, ürkeklik ve soğukluğun, tutukluk ve inatçılığın duruşu içinde sevginin ve vermenin doğal kıpırdanışı belirince korkudan ödü kopanlar, hiçbir canlı ifadeye, hiçbir özgür, doğal harekete tahammül edemeyenler için “dinle, küçük adam”.


Düşünme korkaklığının değil düşünse bile bunu dile getirmeye çekinenlerin ülkesinden bunları yazarken bugün kulakları sağır olanların hala gözlerinin gördüğünü bilerek Nietzsche’nin üst-insana yükselmesi ile Hitler'in alt-insanına alçalma arasında seçeneğimiz olduğunu hatırlatmak ereği ile. Gerçek demokratik anayasa ve diktatörlük arasında seçim yapabilme hakkımız olduğunu, emek gücümüzün devletin ellerinde un ufak edildiğini bir kez daha duyurarak Wilhelm Reich’e bırakıyorum son sözü;


“Hedef, ona ulaştığın yoldur. Bugün atacağın her adım, yarınki yaşamındır.” (sayfa 77)

Bu sarsıcı çağrıya ulaşmamıza hizmet eden Yüksel Pazarkaya çevirisine minnet, saygı ve sevgi ile.


*öfkelenmeden ve taraf tutmadan





Dinle Küçük Adam

Wilhelm Reich

Cem Yayınevi

Çev. Yüksel Pazarkaya

128 s.

2021